Kırık bir göz ucunda asılmış salıncağım. Eğer yanlış görmüyorsam hava baya bir puslu. Ama hissetmiyor ten soğuğu. İki dudak arasından soğuk bir duman, biraz küfür, biraz ah. Yükü ağır salıncağın, çürük ipine dolanmış onca sararmış sarmaşık, aralarında biraz hayal ardından kırıklığı. Kelime gibi, tamamlanmazsa bir anlamı da yok. Oysa her şey yarım, karışık bir tost salçası içinde tuzu dışında. Orta yolu bulunmaz bu Hayatın… Yolunu kaybetmiş koca bir çığ var üstümde. Ellerim hala cebimde… Dağ kırgın, omuz yorgun, ellerim soğuk. Baksalar duyarlar yalnızlığı, uzağı yok yakını flu. Ardımda bir dolunay, bulutu hafiften çekik izlemekte olanı biteni. Buluttan düşen damlalar yıkasın caddelere vuran izlerimi. Gittiğim yol bilinmesin, kaldığım toprak görünmesin, gördüklerim bana yetsin, duyduklarım bana kalsın, kendi ellerim ile sıkıştıracağım yumruk kadar olanımı, zamanı benden alsın… Bu kadardı yazdıklarım üstü sizde kalsın…
