Bir yol var gidilecek. Bir yol, bir şans, bir hayat. Çerçevenin içine sığdırabileceğimiz onlarca hayal, onlarca düş. Tek bir yol var biletler karaborsa, iki büklüm insan yığını. Yavaş yürüyorum, olanları görüyorum. Gözüme çalan onlarca çığlık, yüreğe düşen onca damla. Geçtiğim yolda ki çiçek mutlu, küçük bir yaprağını veriyor elime. Tek bir yaprak, bense yazıyorum üstüne. Yapabileceklerim, aklımda kalanlarım, yapamadıklarım, ardımda bıraktıklarım, yol sonu bekleyenlerim, ardım sıra gelmeyenlerim. Bir yol var gidilecek. Taşı toprağı gözlerimin rengi. Havası güzel, insanlar kötü. Hızlı yürümüyorum, olanlara gülüyorum. Elime gelen küçük bir terazi, süklüm püklüm insan yüzleri. Ardımda kalanda tebessüm, elinde tek yaprağı eksik papatya. Önümüzde bir yol var diyorum gidilecek, kulaklar sağır, gözler kör… Gökkuşağı belirmiş, herkesin gözü yerde, gözlerde kalın bir perde. Seker adım yürüyorum, dikkat çekiyorum. Beni gören serçe mutlu, ıslığı kanadında. Bir melodi tutturmuş, içinde hüzünde var adımda. Bahşişim bir tek elimde kalan yaprak. Alıp gidiyor, melodilerini çırparak. Bir yol var önümde, kapatmış yolu çınar ağaçları, salkım saçak söğüt dalları. Yorgun yürüyorum, geri dönüyorum. Yolun başı gözlerim, ben hep o yolu gözlerim. Teker teker selamlıyor geride bıraktıklarım. Ardımda bekleyenim, omuzunda melodisi kanadında olan bir serçe, elindeki çiçeğin yaprakları eksiksiz. Resim çizilmiş, fırça savrulmuş…
