Rıhtımın ortasında bir yerde küçük bir tahta kurduyum ben… Ne denizi görebiliyor ne de karaya dönebiliyorum. Bir misinaya ihtiyacım var oysa. Bir iğneye saplanmak pahasına denizi göresim var… Oltayı tutanın önemi yok. Nefesim yetene kadar yüzümü güneşe çevirmem lazım. Bırakmam lazım omuzlarımdakini suda biriken hava boşluklarına. Kabarcıklar karışmalı vapurun esintisine. Bir martı kanadında birikmeli gözüme yansıyan sarıya çalan ışık perdesi. Göz göze gelmeliyiz. Dibe doğru salınmalı sırrım. Bir midyenin yanında biriken kuma uzanmalı sessizce. Zincirim sereserpe sallanmalı deniz canlılarının arasında. Parmaklarımı sessizce oynatmalıyım. Sessiz olmalıyım. Kendimi bulmalıyım suyun yansımasında… Üzerimden akmasını izlemeliyim bütün kire bulanmış bedenin. Berrak olmalı gözümün kenarları, üzerimden geçen kağıttan gemimi görmeliyim. Bir tebessüm ile selam vermeli, yanımda duran midyenin içinden inciyi bırakmalıyım güvertesine. Yosunlar büyümeli çehremde, yeşilin içinden geçmeliyim. Bugün bir balıkçının gelesi yok. Biraz daha tahtalarımı kemirmeli, hayallerimi sürdürmeli, oltaya gelmeliyim…
