Ben bu dünyadan değilim ki ey sevgili. Tek renk benim dünyam, gökyüzüm çizgili benim. Seremem bu yüzden 7 rengi ayaklarının dibine… Ben bu zamandan değilim ey sevgili. Köstekli saate tabii bedenim. Sararmış bir takvim yaprağında üstünkörü geçmekte adım. Sen şimdi geldiğin zaman diliminden bir soru sorarsın, kalakalırım suretinin önünde… Ben beyaz yakalı değilim ey sevgili. Siyahtır önlüğüm benim… Sen akıllı tahtadan örnekler gösterirken şahsı münhasırıma, tebeşire boyarım kapı girişinde bulunan en arka sıranın orta kısmını… Ben güneyli değilim ey sevgili. Güneşten açılan saçlarının dibi gelmişken senin, ben ise ışığı bile olmayan kuzeyimin soğuk iklimlerini estiririm penceremin diplerinden… Ben kalabalık bir semtten değilim ey sevgili. Senin odandan geçerken deniz mavisinin kokusu, benim kulağıma çınlar renkli istoplar, salçalı ekmekler. Tere bulamışlardır mahallemin güzide çocukları yemiş veren meyve ağaçlarını… Ben çok konuşkan bir adam değilim ey sevgili… Okunmayacağını bildiğim yazılar yazarım tek renkten oluşan, biraz ter kokan, tebeşiri elinde olan. Sen iyisi mi dinleme bu konuşmayan adamı, köstekli de gecenin 1’i olmuş zaten…
