Hayır istemiyorum , çalmayacağım o şarkıyı. Sonra masamızda belirecek üç beş isli peynir. Hafiften saçlarımız ıslanacak. Biraz rüzgar dindirecek yangınımızı. Yeniden aşık olmak zorunda kalacağız ve suçu şarkıya atacağız. Lütfen hayır, bir daha okumayacağım o şiiri. Sonra masamıza gelecek hiç beklemediğimiz bir garson, elinde kırmızı şarabı. Üstümüzden sarıya çalacak tüm sokak ışıkları. Bir kaç yaprak düşecek saçlarına doğru, ellerim saçlarına gidecek ve durduk yere dans edeceğiz. Ağacın bir günahı yok. Yapma lütfen almayacağım elime kalemi, yazmayacağım o küçük tahta masada geçen hikayeyi. Hiç yoktan yanmış bir dal sigara belirecek iki parmağımın arasında. Bir duman sana verirken, parmağım dudağına değecek. Büyüsüne kapılacağız yine, rujunun rengini alacak dudaklarım. Çalmadığım için isli peynir tabağı boş, okumadığım için garson gitti. Dudaklarım da rujun, geride eksik bir hikaye…
