Hoşgeldin yalnızlığım. Bu sefer çok beklettin beni. Özledim mi seni? Bilmiyorum… Ama bu sefer uzun sürdü kavuşmamız. Hayır kucaklamayacağım seni. Hatırlıyor musun en son benden giderken ne dediğini? “Sadece kendin için yaşa”. Denemedim mi sanıyorsun. Önce bir yeşil ot için yaşadım. Her gün sular biriktirdim damarlarında. Uzadı, büyüdü, serpildi. Kalabalığa karışınca bıraktı beni. Sonra bir küçük nehir için yaşamak istedim. Yoluna çıkan tüm engelleri aşsın diye parçaladım bütün dağları. Her gün avuç avuç toprak eşeledim de denize karışınca bıraktı beni. Küçük bir köpek yanaştı dizlerimin dibine. Hiç tanımadığı caddelerde gezdirdim, hiç görmediği güneşi örttüm üstüne. Yanaştığı dizimde büyüttüm de bahçeli bir ev görünce bıraktı beni. Evet biliyorum “Bir İnsan” diye geçiriyorsun aklından. Onu da denedim merak etme. En masumunu seçtim. Önce sevgiyi öğrettim sonra merhameti. Ben bu değerleri uğruna kılıçtan geçirirken tüm canlıları, savaşın ortasında seninle bıraktı beni. Bakma hiç öyle. Kalacak yeri olmayan adamım ben gidene niye kızayım. Hiç sebebim yokken kendim için neden yaşayayım. Şimdi bir kalem var elimde biraz da mum ışığım. Kalemim biterse ve ben muma üflersem… Hoş Geldin Yalnızlığım. Özledim mi seni? Bilmiyorum…
