Köpük…
Bir dalga yanaştı kıyımaKum tanelerim çekti içineDeniz kabuklarına sordum da yolumuKayboldum köpüğündeBir dalga yanaştı kıyımaYosun tuttu ayaklarımPulsuz balıklar da tutmadılar ellerimdenBende boğuldum derinindeBir dalga yanaştı kıyımaOltaya takıldı kalbimDüzinelerce kağıttan gemilerim geçtideAlnımdan silindi yazılarımBir dalga yanaştı kıyımaÖncesini hatırlamıyorumSonrası uçsuz bir mavilikSonrası yakamozSonrası batık bir gemi
Bir Bankın Üstünde…
Ne zor şeymiş sensizlikHer şeyden yoksun Her şeyden yoksulVe her şeyde yoksunDurgun geçiyor zamanlarımUçurtmasız, denizi olmayan sokaklardayımBir saç teline hasret bırakılan caddelerdeyimNe yağmurun tadı var yüreğimdeNe de gökyüzüm güneşliNe zor şeymiş sensizlikNerden bilebilirsin kiVe ne kadar şanslısın ki Sen hiç sensiz kalmayacaksınBelki beni de bir daha anmayacaksınİsmim geçmeyecek dost sohbetlerinde2 kadeh rakının verdiği keyfi alamayacağım…
İbadet…
Bölüm 1 İncil’in İlk Emri “Sev” Göçmen kuşların şenliğinde sevdim seniOrtancalar açtığındaBegonviller sarktığındaYasemenler boy verdiğinde sevdimYüreğime düşen ilk cemreydi seni sevmekBöyle arsızUmarsızVakitsizdi çiçek açmalarımAkşam ezanı gibiydi seni sevmelerimHerkes uykudaykenEl ayak çekilmişkenBir ay ışığının altındaİnce, narin kıvrımlarını izlemektiTüm telaşlarımı bırakıp sevdim seniBir yavru kedinin muhtaçlığındaÖyle mahçupÖyle savunmasızVe böyle anlatamadığım gibi sevdim seni Bölüm 2Tevrat’ın İlk Emri…
Sufi…
Çocuk aklımla erdim durdumDilsiz emanetlerdir benim küçük ordumKayboldukta yönümü sordumOkşandı da saçım, elim tutan mı var? Kırk yıllık ömrümden ruhum çalındıYazdım durdumda, kelimelerin hepsi yalındıBitmedi bi türlü, dündü, bugündü, yarındıAçıldı sayfalarımda okuyan mı var? Serdim şeyhim yedi cihanı önüneAklım ermedi inandım körü körüneCanım acıttılar bu böyle bilineSevipte yanağımı öpen mi var? Okusun artık minareler selamıÖldüm…
Yarımıza Sevgilerimle…
Yarım kalanlara ithafen çıkardım ben bu yangınlarıMahallenin ücra köşelerinde tutuştu genç aşıklarBaşka şehirlerde haberlere düşmüşümKırıldım doğrusuKendi şehrimin delisiyim benAltyazılarda zikredildi ismimRobot resimlerimde kara kalemlerVesikalığım bile yokmuş ellerindeGerçi hiç yakışıklı da değilimKarakollarda geçiyormuş rivayetlerim Romayı da bana yıkacaklarmış Yaşıma veriyorlarmış yaptıklarımı Gözümdekine mi bedendekine miBilemedimBildiğim bir kaç şeyim vardı oysaÜç yanlışlarımla dengeledim onlarıda Yine de yarım…
Nakarattan Artakalan
Bir şarkı mırıldandımBu dizelerin üstüneGül suları ile donattımÜnlüleri, ünsüzleriVe bir nevi iki nokta üst üsteleriTek heceliler hariçHepsi gitmek istedilerYetmediNe çiçekler ne böcekler Ne de arsız gün batımları Kalanların hepsi münferit Kalakaldık öyleSonra Sen bir şarkı mırıldandın Üzüm suları ile donattın Kalbimizi, ellerimizi Ve elbette ki arsız şiirlerimizi Nihayetinde üçümüze dar geldiBu son sarı yaprakSığdıramadık Onca…
Her Neyse…
Çekmecede unutmuşlar ellerimiİnce uzun parmaklarım sıkışmış karanlığındaGündüz müGece miBilemiyorumParmaklarıma düşüyor bir takım hayal kırıntılarıBiraz saç telleriBir al dudakBir çift gözBir çift söz edeyim diyorumSusuyorumHer neyse…Bir şarkı mırıldanıyor iki parmağımın arasıDışarı da susuz kalan çiçeklerim eşlik ediyorBiliyorumMelodiler tutuyor ellerimiBiraz sen geçiyorsun şarkının içindenSonra yine senVe Tekrar senTam eşlik edecek gibi oluyor dudaklarımKoluna girer gibiSusuyorumHer neyse…Gizli gizli…
Kayısı Kokusu…
Sabahın ilk ışıklarında açılırdı sevda sokağıKepenkleri rengarenkTezgahları çiçekliKayısı kokardı caddeleriÜstelik sen de henüz doğmamıştınGeçmemiştin ütüsüz gömleğimdenFütursuz gözlerimdenSen henüz doğmadığın içinseÜşümüştü göçmen kuşlarKaybetmişler yollarınıKayısı kokusunu takip etmişlerÇocuklarımın avuçlarında köpük köpükMasmavi bir denizKirli pabuçları ıslakÇünkü sen daha doğmamıştınYakamoz ve ay ikircilikteKendinden emin sandalyeler beklerdi sokağın başındaBir uçuşan saç tellerine bağlıydı Rotasız cıvıltıların hayatlarıGünün ilk ışıklarının kırgınlığını yaşardıEsnafların…
Sakız Sardunya…
Sert dizeler yazayım diyorumAklıma sen düşüyorsunSonra bir kaç kelebekÜstümüzde yeşil bir bitki örtüsüOysa ki Ülkem karışmışSağ sol alışmışYurdum kuşakları sessizGit be kadınÇizdirme bütün aydınlıkları yüzüneOnca şeyler biriktirdim içimdeKimisi ayyuka çıkmışKimisi ise su yüzüneSonra okkalı sözler sarfedeyim diyorumTadın düşüyor çatlamış dudaklarımaAğzım bir çilek bahçesiYüzüm gözüm al alOysa ki Çocuklarım bezmişOrmancılar tüm çiçeklerimi ezmişMemlekette bir matem havasıGit…
Siyah Kalan Üç Beş Saç Tellerine…
Bir sonbahar sabahıydıUnutmaya çalıştıklarımEskimeye yüz tutmuş dostluklarımBir sigara yakımıydı tüm sokaklarTop koşturanlar Kanamaya meyilli yaralarKalktım da gecesine ıslattım tüm şehriSabahına çiçekler karşılamadı beniBir sonbahar sabahıydıAnlatmaya çalıştıklarımAllah’la konuşmalarımOkunaksız oluşlarımKaç canlı geldi geçti Ömrümün en sıcak köşelerindenSoğukta kaldı pabuçlarımBir sonbahar sabahıydıÜstü boş ranzamda kalan korkularımYastığıma vuran sokak ışıklarımBir nevi pillilerBir kaç da harflilerAkşamında attım kirlerimiSabahına çıkaramadımBir sonbahar…
Bir sorun oluştu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.