Bir direksiyon teslim edin ellerime. Önce kendi mahallemde gezeyim. Müziğiniz eşlik etsin ardımda bıraktığım gölgeme. Seslenmeyin, seslemeyin, ses etmeyin az biraz güneşi takip edeyim… Issızdır sizin coğrafyanız, takıntılısınızdır da bayım, azıcık çekilin yanınızdan geçeyim. Çöpte bırakın eskimiş parkanızı, kışınızı ziyaret edeyim. Kendi mahallemden çıkıp semtinize geleyim. Ne ben sizi tanırım ne de siz cümlelerimi. İzin verin küçük hanım az kendimi ifade edeyim. Geldiğim yerden bahsetmek isterdim elbet ama alfabenin ortalarındayım, siz ise başında. Bağırsam çeneme yazık, kulak verseniz kulunç oluşur narin boynunuzda. O yüzden siz hayal edin anlatamadıklarımı, kahvenize eşlik etsin. Süpürge sapını müsaadenizle çalıyorum, semtten çıkmalıyım. Başka şehirler, aynı sokaklar, farklı hikayeler. Artık elimde direksiyonum, sırtımda yamalı bir parka, aracım süpürge sapım. Sizi nasıl bulabileceğimi biliyorum. Bir kuyuya taş atarım siz gelirsiniz, çıkarmakla uğraşacağınıza açık iki şekerli çayıma eşlik edersiniz. Tanısanız belki beni, eminim siz de seversiniz…
