“Martılar, kediler ve biraz da karabataklar serpiştirilmiş saydam yeryüzüne. Karşı kıyının ağaçları bembeyaz karlar vermişler gökyüzüne. Dört tekerliler, iki ayaklılar ve bitkin karşı kıyının bankları.” Böyle başlamıştı sözlerine bu yakanın iki yakası bir araya gelmeyen çocuğu. Bir duman örtüsü serdi ayaklarıma. Küçük bir sigara ve iki şişe şarap şişesi eşlik etti bütün resme. “Bir adanın limanıyız biz” dedi. Ne kadar da güzel söyledi. Issız bir ada, ıssız iki adam. Biri yalan biri gerçek. Biri yanlış biri doğru. İki yanlış daha lazımdı doğruyu öldürmem için. Öyle öğretmemişler miydi okul sıralarında? Yoksa ben mi öyle anlamak istemiştim. Bekledim, dinledim… Bir kaç duman bir kaç yudum. İs kokan koyu bir sessizlik. “Düsturumuzmuş kalmak. Uğrayanlar değil yosunlarmış tutan ellerimizi.” Haklıydı ve ikinci yanlışıydı. Sonra karşı kıyının meyveleri eridi gökyüzünde. Birimizin şarabı bitti. Aç kedilerde sevilme umutlarını kaybettiler. Martılar da çapalarını alıp gittiler. Dört nala siyah bir at çıkageldi hayalimizin orta yerinden. Bu yakanın iki yakası bir araya gelmeyen çocuğun yanında durdu. Yüzü koyu bir haykırış, sakin bir çığlık. Üçüncü yanlışa müsade etmedik hiçbirimiz . Son şişenin bitmesine yakın uzattı yarım kalmış sigarayı yarım kalanına. Son bir duman son bir yudum . Derdi dağları aştı o siyah at. Üstünde gerçeği. Uzaklara karıştılar, yalanı bıraktılar. Bir saydam yeryüzü, bir bitkin banklar.

Yeni kitap olsun lütfeeeen 🙏
BeğenLiked by 1 kişi
❤️🌼
BeğenBeğen
❤
BeğenLiked by 1 kişi
🌼🌼🌼
BeğenLiked by 1 kişi
Daha çok paylaşsanız keşke 🙏
BeğenLiked by 1 kişi
🌼🌼🌼
BeğenBeğen
Heyecanlı bekleyişler
BeğenLiked by 1 kişi
🌼🌼🌼
BeğenBeğen